<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>

<rss version="2.0">
<channel>
<title>ilmiarastirma.NET RSS</title>
<description>ilmiarastirma.NET İçeriği</description>
<link>http://www.ilmiarastirma.net</link>
<language>tr</language>
<category>ilmiarastirma</category>

		<item>
		<pubDate></pubDate>
		<title><![CDATA[Sayın Adnan Oktar Ne Demişti Ne oldu?]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/sayin_adnan_oktar_ne_demisti_ne_oldu_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" /><b>MPL TV, 21 Kasım 2008

Adnan Oktar :</b> <b>DÜNYANIN YENİ BİR OSMANLI'YA, MODERN BİR OSMANLI'YA OLAN İHTİYACI, İNSANIN SUYA İHTİYACI GİBİ.</b> Yani, <b>Türk-İslam Birliği. </b>Türkiye'nin liderliğinde, Türk devletlerinin desteğinde büyük bir Türk-İslam Birliği. Bu, dünyanın adeta cennet hayatına dönmesi demektir. Ekonomik yönden fevkalade zengin olması demektir. Avrupa'nın, Amerika'nın, Rusya'nın ve Çin'in… Çünkü bütün İslam ülkelerinin, bütün Türk ülkelerinin petrolü ve madenleri bu ülkelere akacaktır. Oralardan alınacak teknik aletlerle, teknik imkanlarla onlar da ticaretlerini geliştirmiş olacaklardır. Gelip hastaneler kuracaklar, tesisler, yollar açacaklar. Biz gideceğiz onların işyerlerinde, diğer uygun çalışma yapılacak yerlerinde faydalı çalışmalar yapacağız. Karşılıklı hem teknoloji, hem bilim, hem sanat alışverişi olacak. Terör ani şekilde duracaktır. Kökünden ve kesinlikle duracaktır. Teröre harcama diye bir konu olmayacaktır. Bunun sonucunda huzur ve istikrar da olacağı için bereket ve bolluk rivayetlerin açıklaması ile yani yağmur gibi olacak. Müthiş bir ferahlık olacaktır. <b>Çağımız Osmanlı çağıdır. Türklük çağıdır. Türk-İslam Birliği çağıdır.</b> İslam'ın sosyal adaletinin, güzel ahlakının hakim olma çağıdır. Bunların hepsini önümüzdeki 10 yıl 15 yıl içerisinde göreceğiz inşaAllah.]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmiarastirma.net/index.php?Pg=Detail&Number=15999]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate></pubDate>
		<title><![CDATA[100 Trilyon  Mikro Kaloriferi Yöneten Tiroksin Hormonu ]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/100_trilyon__mikro_kaloriferi_yoneten_tiroksin_hormonu__tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" />İnsan vücudu bir fabrika gibidir. Bu fabrikanın veriminden sorumlu yöneticisi ise tiroid bezidir. Tiroid bezi salgıladığı tiroksin hormonu yardımıyla 100 trilyon hücrenin çalışma ritmini teker, teker düzenler hızlarını ayarlar. Örneğin bu yazıyı okuyabilmeniz için beden ısınızın mutlak bir değerde olması gerekir. Bu ısının aşırı derecede düşmesi veya yükselmesinin sonucu ölüm olur. Bu yüzden vücut ısınızın belirli bir seviyede olmasını düzenleyen birçok sistem yaratılmış ve doğuştan vücudunuza yerleştirilmiştir. Bu olağanüstü sistemlerden biri de tiroksin hormonudur. 

Vücut hücrelerinin faaliyetleri sonucunda belirli bir ısı açığa çıkar. 100 trilyon hücrenin faaliyeti sonucunda da vücut belirli bir ısıya ulaşmış olur. Bu durumda hücreleri, bedeninizi ısıtan mikro kaloriferlere benzetebiliriz. İşte bu mikro kaloriferlerin her birinin ne kadar ısı vermesi gerektiğini düzenleyen mucize molekül tiroksin hormonudur. 

Hücrenin çalışırken belirli bir ısı yayması, 100 trilyon hücrenin yaydığı toplam ısının insan yaşamı için tam olarak gereken ısıyı tam gerektiği kadar sağlaması başlı başına bir mucizedir. Üstelik tiroksin molekülleri hücrenin ne kadar ısı yayması gerektiğini de adeta bilir. Bütün bunların yanı sıra, hücrenin çalışma metabolizmasına nasıl etki edileceğini ve bu ısının nasıl artırılacağını biliyor olmaları da Rabbimiz’in insan vücudunda yarattığı mucizelere birer örnektir. Allah'ın göklerde ve yerde gerçekleşen her olaya hakim olduğu ve herşeyin O'nun kontrolünde gerçekleştiği Kuran'da şöyle bildirilmiştir;]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmiarastirma.net/index.php?Pg=Detail&Number=15996]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate></pubDate>
		<title><![CDATA[İmam Rabbani'den Günümüze Hikmetli Mesajlar: Namaz Kılmanın Önemi]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/imam_rabbaniden_gunumuze_hikmetli_mesajlar__namaz_kilmanin_onemi_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" /><i>“Kur’ân’ı Kerim’in birçok yerinde, (Amâl-i sâliha) işleyenlerin cennete girecekleri bildirilmektedir. Bunu açıklamakta ve şükretmeyi ve namazın esrarını bildirmektedir.”</i> (İmam Rabbani Mektubat 304. Mektup)

İmam Rabbani Mektubat adlı eserindeki bu sözleriyle, namazın Kuran’da bildirilen önemine dikkat çekmiştir. Namaz, Allah’ın Kuran’da vakitleri belirlenmiş olarak farz kıldığı bir ibadettir. Müslümanlar 5 vakit namazlarını kılmakla sorumludurlar. Kuran’da namazla ilgili pek çok ayet yer almaktadır. Namazı vaktinde kılmak gerektiğini Yüce Rabbimiz Kuran’da şöyle bildirmektedir

<b>“... namaz, mü’minler üzerinde vakitleri belirlenmiş bir farzdır.“</b>  (Nisa Suresi, 103)]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmiarastirma.net/index.php?Pg=Detail&Number=15997]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate></pubDate>
		<title><![CDATA[İlmi Araştırma Sayı 67: Kısa Kısa ]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/ilmi_arastirma_sayi_67__kisa_kisa__tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" /><b>İngiliz Yazar Patrick Seale: “Türkiye Ortadoğu'nun Yükseleni”</b>

Ortadoğu uzmanı İngiliz yazar Patrick Seale, Türkiye'nin Ortadoğu'daki güç oyununun kurallarını yeniden yazdığını öne sürdü. Bu doğrultuda, dirilen bir Türkiye'nin Ortadoğu'da kendine ciddi bir yer edinmeye başladığını söyleyen Seale, bu gelişmenin Ortadoğu'ya barış ve sakinlik getireceğini düşünüyor. <a href="http://www.timeturk.com" class="SidesTableText" target="_blank">timeturk.com</a>

<b>New York Times: Türkiye Bölgesinde Güçlü ve Bağımsız Bir Aktör</b>

ABD'de yayınlanan New York Times gazetesi, yayınladığı makalede Türkiye'nin dış politikasına övgüler yağdırdı. “Türkiye nüfuzunu, güç yerine diplomasi ile yayıyor” denilen makalede Türkiye'nin yükselen gücü şu şekilde özetlendi: "ABD'nin Irak'taki başarısızlığı ve aynı şekilde İsrail'in aşırılıklarını törpülemekte gösterdiği beceriksizlik, Türkiye'nin Amerikan yanlısı görüntüsünü üzerinden atıp Ortadoğu'dan Balkanlar'a, Kafkaslar ve Orta Asya'ya kadar uzanan uçsuz bucaksız bir bölgenin merkezinde güçlü bir bağımsız aktör olarak sivrilmesine de yol açtı" <a href="http://www.bugun.com.tr" class="SidesTableText" target="_blank">bugun.com.tr</a>]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmiarastirma.net/index.php?Pg=Detail&Number=15802]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate></pubDate>
		<title><![CDATA[Güzel Ahlakı Yaşamanın Önündeki Engel: Gizli Enaniyet]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/guzel_ahlaki_yasamanin_onundeki_engel__gizli_enaniyet_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" /><ul><li>Gizli enaniyet, niçin çok tehlikelidir? 
<li>Gizli enaniyete sahip kişiler, bu özelliklerini 
nasıl saklarlar? 
<li>Gizli enaniyet, nasıl teşhis edilir?
Kendine müstakil bir benlik vermek, hem kendi varlığını hem de etrafındakilerin varlığını (Allah’ı tenzih ederiz) Allah’tan bağımsız görmek olarak tanımlanan enaniyet, insanı çok büyük zararlara sürükleyen kötü bir ahlak özelliğidir. Bu kötü ahlak özelliğinin en tehlikeli çeşidi ise, gizli enaniyettir. 

İnsan, Yüce Rabbimiz’in yoktan var ettiği aciz bir varlıktır. Yaşamını sürdürebilmek için sürekli ihtiyaç duyduğu birçok detay vardır. İnsanın güç yetirebildiği her şey, Yüce Allah’ın ona ihsanda bulunmasıyla ve kuvvet vermesiyle gerçekleşmektedir. İnsan, her an kendisini yaratan, var eden Yüce Allah’a muhtaçtır. Ancak gaflet içerisindeki bazı insanlar,<b> “… O inkâr edenler (boş) bir gurur ve bir parçalanma içindedirler.”</b> (Sad Suresi, 2) ayetiyle bildirildiği üzere tüm acizliklerine rağmen nefislerindeki gurur ve büyüklenme nedeniyle hayatlarının her anında kötü bir ahlak sergiler ve (Allah’ı tenzih ederiz) Allah’ı unutarak enaniyet gösterirler. 

Enaniyetin, yani kendini üstün görmenin bir türü de gizli enaniyettir. Gizli enaniyete sahip insanlar, tavır olarak klasik enaniyetli kişilerden farklıdırlar. Aralarındaki en büyük fark, enaniyetli kişinin dışarıdan çok rahat fark edilebiliyor olması, fakat gizli enaniyete sahip olanların zaman zaman dışarıdan anlaşılmasının mümkün olmamasıdır.]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmiarastirma.net/index.php?Pg=Detail&Number=15801]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate></pubDate>
		<title><![CDATA[Kuran'da Dünya Hayatına Dair Bildirilen Sırlar]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/kuranda_dunya_hayatina_dair_bildirilen_sirlar_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" /><b>“Bu (Kur’an) insanlar için bir beyan, sakınanlar için de bir hidayet ve öğüttür.”</b> (Al-i İmran Suresi, 138) 

Yüce Allah’ın sözü olan Kuran-ı Kerim, eşsiz bir üsluba ve üstün bir hikmete sahiptir. Rabbimiz’in, kullarına Kendisini tanıtmak, onlara yaratılış amaçlarını, dünya hayatının konumunu, imtihanın özelliklerini ve insanlardan neler istediğini bildirmek, ahireti müjdelemek ve güzel ahlakı tarif etmek gibi pek çok hikmet üzerine indirdiği Kuran, insan yaşamında hayati önem taşıyan pek çok sırrı da içerir.

Her türlü eksiklikten münezzeh olan Allah, Kuran’da insanlara ibadetlerin, emir ve yasakların, güzel ahlak özelliklerinin yanı sıra dünya hayatına ilişkin birçok sırrı da haber verir. Bunlar, çok önemli sırlardır ve insan çevresine dikkatli bir gözle baktığında, hayatı boyunca bu sırların gerçekleştiğine şahit olur. Söz konusu sırlar için özel bir hesaplamaya gerek yoktur, Allah bunları her insanın anlayabileceği şekilde net ve açık olarak bildirmiştir. ]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmiarastirma.net/index.php?Pg=Detail&Number=15788]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate></pubDate>
		<title><![CDATA[Şeytanın İnsanları Saptırmak İçin Kullandığı ''Daha İyi Yaşama'' Aldatmacası]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/seytanin_insanlari_saptirmak_icin_kullandigi_daha_iyi_yasama_aldatmacasi_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" /><a href="http://www.apacikdusmanseytan.com" class="SidesTableText" target="_blank">apacikdusmanseytan.com</a>

<b>“Bizim, sizi boş bir amaç uğruna yarattığımızı ve gerçekten Bize döndürülüp getirilmeyeceğinizi mi sanmıştınız?”</b> (Müminun Suresi, 115)

Din ahlakını yaşamayan insanların geneline yön veren ortak bir amaç vardır: Dünya hayatından, sınır tanımadan maksimum oranda fayda elde edebilmek... Dünyanın her neresine gidilirse gidilsin, iman etmeyen kimseler arasında bu ortak amaçtan sapılmadığı, zengin-fakir, köylü-şehirli, büyük-küçük demeden herkesin bu ideal doğrultusunda hareket ettiği görülür. Bunun sebebi ise bu kimselerin, hayatın ölümle sınırlı olduğuna dair çarpık bir inanç içerisinde olmalarıdır. Bu kişiler oldukça kısa olan ve hızla gelip geçen dünya hayatını kendilerince en iyi şekilde değerlendirmek için dünyevi kazanç peşinde koşmaları gerektiğini sanırlar. Oysa bu dünya hayatı mutlaka bir gün bitecek ve hesap günü gelecektir.

Bir hiçlikken; alemlere karşılıksız nimet veren Rabbimiz’in ihsanı ile insanı yoktan yaratarak nimetlendirdiğini;]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmiarastirma.net/index.php?Pg=Detail&Number=15799]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate></pubDate>
		<title><![CDATA[Din Ahlakının Yaşanmadığı Toplumlardaki Zengin-Fakir Ayrımı]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/din_ahlakinin_yasanmadigi_toplumlardaki_zengin-fakir_ayrimi_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" /><b>“... Şüphesiz, Allah Katında sizin en üstün olanınız, takvaca en ileride olanınızdır...”</b> (Hucurat Suresi, 13) 

Din ahlakından uzak olan birinin en önemli özelliklerinden biri, insanları değerlendirme şeklidir. Bu yanlış anlayışa göre insanlar, zengin ve fakir olarak ikiye ayrılırlar. Her iki gruba da yöneltilen farklı bir bakış açısı ve dolayısıyla da farklı davranış şekilleri bulunur. Zengin ve fakir insanlara karşı  gösterilen bu yanlış tavır farklılığı, tüm mimiklere, ses tonuna ve hatta bakış şekline kadar dünyanın hemen hemen her yerinde aynı şekilde uygulanır.

İnsanların din ahlakından uzaklaşmaları, her devirde insan ilişkilerinde büyük bir dejenerasyonun yaşanmasına sebep olmuştur. İnsanların birçoğunun dünya hayatına sıkı sıkıya bağlı olmalarından dolayı, değer verdikleri unsurlar da dünya hayatının geçici süsleriyle sınırlıdır. Bu nedenle söz konusu kişiler birbirlerini tevazu, akıl, merhamet, şefkat, fedakarlık, cömertlik, kararlılık gibi Kuran ahlakının kazandırdığı üstün özellikler yerine, zenginlik, şöhret, güzellik gibi geçici dünyevi kriterlere göre değerlendirir hale gelirler. Bu yanlış anlayış, yazılı kuralları olmayan ancak insan ilişkilerindeki tavır ve tutumlara kadar insanların tüm yaşamlarına hakim olan karanlık bir din gibidir. Bu karanlık dinin yazılı olmayan kurallarından biri de, zengin ve fakir arasında yapılan ayrımdır. Bu yanlış ayrımdan, tavır farklılıklarından bazıları şöyledir:]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmiarastirma.net/index.php?Pg=Detail&Number=15790]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate></pubDate>
		<title><![CDATA[İlmi Araştırma Sayı 67: İslam Ahlakı]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/ilmi_arastirma_sayi_67__islam_ahlaki_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" /><a href="http://www.kesinbilgiyleiman.com" class="SidesTableText" target="_blank">kesinbilgiyleiman.com</a>

İslam ahlakına göre “gerçek iyiliğin” ne olduğunu Rabbimiz Kuran’da bildirerek tüm müminlere sahip olmaları gereken üstün ahlakı haber vermiştir. Bu, çok büyük bir rahmettir. Çünkü gerçek iyilik, toplumda bazı insanlar tarafından algılanan şeklinden tamamen farklıdır.

Kuran ahlakını yaşamayan kimseler iyiliği, insanın istediği zaman, karşı tarafa bir lütuf olarak bir yardımda bulunması şeklinde algılarlar. Öncelikle bu, kişinin sürekli olarak yaptığı bir davranış değil ancak zaman zaman uyguladığı bir tavırdır. Genellikle bu iyilikler yolda görülen bir dilenciye para vermek ya da yolculukta yaşlılara yer vermek gibi örneklerle sınırlıdır. Kuşkusuz bunlar da güzel davranışlardır. Ancak bunlar çoğu zaman kişinin menfaatlerini fazla zedelememesi şartıyla kabul edilir. Oysa Kuran’da iyiliğin gerçekte ne olduğu şöyle haber verilmiştir:

<b>“Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz iyilik değildir. Ama iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden; mala olan sevgisine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyip-dilenene ve kölelere (özgürlükleri için) veren; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler ile zorda, hastalıkta ve mücadelenin kızıştığı zamanlarda sabredenler(in tutum ve davranışlarıdır). İşte bunlar, doğru olanlardır ve muttaki olanlar da bunlardır.” </b>(Bakara Suresi, 177)]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmiarastirma.net/index.php?Pg=Detail&Number=15789]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate></pubDate>
		<title><![CDATA[Sayın Adnan Oktar'ın PKK Terörünün Kesin Olarak Son Bulması İçin Sunduğu Çözüm Önerileri]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/sayin_adnan_oktarin_pkk_terorunun_kesin_olarak_son_bulmasi_icin_sundugu_cozum_onerileri_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" /><a href="http://www.Kurandamerhamet.com" class="SidesTableText" target="_blank">Kurandamerhamet.com</a>
<b><ul><li>PKK’nın ülkemizde oluşturmaya çalıştığı anarşi ortamını destekleyen çevreler, anti Darwinist ve anti komünist fikri propagandayı engellemek ve PKK’nın komünist kökenini gizleyebilmek için hangi yöntemlere başvurmaktadırlar?
<li>PKK ile mücadelede yayın organlarına ve devletimizin kurumlarına düşen sorumluluklar nelerdir?
<li>Darwinizm’in, Marksizm’in ve materyalizmin detaylı olarak anlatılması, bu sapkın ideolojilerle mücadelede neden önem taşımaktadır?
<li>Geçtiğimiz Aralık ayında DTP’nin kapatılması, terörün ortadan kaldırılması için neden bir çözüm değildir?
<li>PKK’nın Marksist-Leninist köklerini ilk deşifre eden kişi olan Sayın Adnan Oktar, PKK teröründen kurtulmak için hangi çözüm önerilerinde bulunmaktadır?</ul></b>
Geçtiğimiz ay Tokat’ta 7 askerimizin şehit edilmesi; bir kez daha Sayın Adnan Oktar’ın uzun yıllardır terörle mücadele konusunda vurguladığı çok önemli bir gerçeği gözler önüne sermiştir: Terörle mücadele konusunda bugün gelinen noktada, terörü yalnızca askeri bir girişim ile yok etmek mümkün değildir. Mutlaka fikri yönden de yapılacak bir mücadele ile terörün ideolojisinin etkisiz kılınması gerektiği tartışılmaz bir gerçektir.

Ancak bu gerçeğin farkında olan ve bundan rahatsızlık duyan bazı çevreler, anti Darwinist ve anti komünist fikri propagandanın yapılmasını engellemek ve PKK’nın komünist kökenini gizleyebilmek amacıyla çeşitli yollara başvurmaktadırlar. İşte bu yöntemlerden bazıları:]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmiarastirma.net/index.php?Pg=Detail&Number=15727]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate></pubDate>
		<title><![CDATA[Bir Ayet Bir Açıklama: Kehf Suresi, 7]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/bir_ayet_bir_aciklama__kehf_suresi_7_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" /><b>“Şüphesiz Biz, yeryüzü üzerindeki şeyleri ona bir süs kıldık; onların hangisinin daha güzel davranışta bulunduğunu deneyelim diye.”</b> (Kehf Suresi, 7)

Yüce Allah ayetinde kullarını dünya hayatında imtihan edeceğini bildirmektedir ve bu nedenle dünya hayatını özel olarak insanların hoşuna gidecek süslerle birlikte yaratmıştır. Bu süsler, Allah'ın bir denemesidir ve insanı yanıltmamalıdır. Hepsi geçici ve aldatıcıdır.  İnsanın dünyadaki vazifesi, Yüce Allah'a ve ahirete iman etmek, Kuran'da bildirildiği şekilde güzel ahlak sahibi bir insan olmak, Allah'ın sınırlarını korumak ve O'nun hoşnutluğunu kazanmaya çalışmaktır.

İnsanların hayatları boyunca sahip olmak istedikleri ve bu amaçla büyük bir gayret ve azimle çalıştıkları herşey aslında yaşadıkları bu hayatın süsleridir. Dünya üzerindeki her şey, insana ilk bakışta çok çekici ve güzel görünebilir. Dünya üzerindeki güzellikler insanlar için birer nimettir. Her insan çevresinde gördüğü veya sahip olduğu tüm bu nimetlerin kendisine veriliş sebebinin, yalnızca Yüce Rabbimiz Allah'ın bir denemesi olduğunu unutmamalıdır. Sahip olduğu veya olacağı herşeyle Allah'ın rızasını kazanacak güzel davranışlarda bulunması gerekir. Allah verdiği her nimetle beraber; insanın Kendisi'ne şükredici olup olmadığını, güzel ahlak gösterip göstermeyeceğini de dener. İnsanın asıl amacı, tüm bu güzellikleri bize veren Rabbimiz'e kulluk etmek, O'na en güzel şekilde şükretmek ve Kuran'da bildirdiği güzel ahlakı göstermektir. Elbette yaşadıklarının bir imtihan olduğunun farkında olan ve Allah'ın rızasına uygun olduğunu düşündüğü şekilde karar veren ve Kuran ahlakına uygun güzel davranışlarda bulunan müminler, bu imtihanı kazanmayı ve Allah'ın Kuran'da bildirdiği gibi cennet hayatı ile mükafatlandırılmayı umabilirler. Bu imtihan dünyasının en büyük sırlarından biri, iman edenler için mutlaka hayırla noktalanmasıdır. En büyük kazançlardan biri ise, iman edenlerin bu denemeler karşısında gösterdikleri güzel ahlak, cesaret ve metanetin, onların ahiretteki karşılıklarını ve derecelerini artıracak olmasıdır.]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmiarastirma.net/index.php?Pg=Detail&Number=15998]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate></pubDate>
		<title><![CDATA[İlmi Araştırma Sayı 67: Mümin Ahlakı]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/ilmi_arastirma_sayi_67__mumin_ahlaki_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" /><a href="http://www.turkislambirliginedogru.com" class="SidesTableText" target="_blank">turkislambirliginedogru.com</a>

Tarih boyunca yeryüzünde bozgunculuk çıkaran, insanlara çeşitli şekillerde zulmeden, bulundukları toplumlara huzursuzluk, güvensizlik, iftira, kavga, çekişme, kıskançlık gibi kötülükler getiren ve tüm bu kötülüklerin toplum içinde gelişip yayılması için el ele veren şer odakları olmuştur. Bir kişi bu kötülüklerden rahatsızlık duyuyor ve  dünyadan yok olmasını istiyorsa; bu o kişinin vicdan sahibi, duyarlı bir insan olduğunu gösterir. Ancak kötülüklerden rahatsızlık duyan bir kişinin mutlaka güzel ahlakın yayılması ve kötülüklerin son bulması için iyilerle ittifak etmesi gerekir. Çünkü unutmayın ki zulme rıza göstermek, kötülüklere seyirci kalmak da zulme ortak olmaktır.

<b>“BANA DOKUNMAYAN YILAN BIN YIL YAŞASIN” MANTIĞI IYILERIN ITTIFAKINA ZARAR VERIR''</b>

Günümüzde kötüler ve kötülükler dıştan bakıldığında hem sayıca fazla, hem de maddi imkan olarak güçlü görünmekte ve yeryüzünde birçok insanın sıkıntı ve acı içinde yaşamasına neden olmaktadır. Birçok toplumda güzel ahlakın temeli olan din ahlakının özünden tamamen uzaklaşılmış olması, bunun sonucunda inançsızlığın yaygınlaşıp sapkın ideolojilerin etkin bir duruma gelmesi yeryüzünde bozgunculuğun ve her türlü kötülüğün bir engelle karşılaşmadan yayılmasına neden olmuştur. Tüm iyi özelliklerini kaybetmiş, acıma duygusunu yitirmiş, manevi değerleri tamamen göz ardı eden insanların ortaya koydukları zulüm ve kötülüklere engel olmak için vicdan sahibi inançlı insanların ittifak ederek, yeryüzünde kötülüğün yerine iyiliğin ve güzelliğin hakim olması için yoğun bir çaba içine girmeleri gerekmektedir. Yüce Allah bir ayette bu ittifakın olmaması durumunda yeryüzünde fesadın ortaya çıkacağını bildirmiştir. Nitekim ayette bildirilen bu durum, bugün kısmen yaşanmaktadır. Kuran’da şöyle buyrulmaktadır: ]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmiarastirma.net/index.php?Pg=Detail&Number=15725]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate></pubDate>
		<title><![CDATA[Her An Allah'ın Huzurunda Olduğunu Bilerek Konuşmak]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/her_an_allahin_huzurunda_oldugunu_bilerek_konusmak_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" />Bir Müslüman kendisine nutku verip konuşturacak olanın Allah olduğunu bilerek Allah'a sığınır ve sadece O'nun rızasını kazanmayı hedefleyerek konuşur. Her an olduğu gibi, konuşurken de insanların değil, Allah'ın huzurunda bulunduğunu ve konuşmasının ancak O'nun dilemesiyle etkili olacağının şuurundadır. Sözlerinin etkili ve hikmetli olması için Allah'a dua eder. Bu samimiyete karşılık, Allah kişinin vicdanına söylenmesi gereken en güzel sözleri ilham eder. Dolayısıyla neyin vurgulanması, neye dikkat çekilmesi ya da neyin söylenmemesi gerektiğini; hangi üslubun yanlış, hangi anlatımın etkili olacağını vicdanını dinleyen herkes kolaylıkla bulabilir.

Hikmetli konuşabilmenin kişinin zeka seviyesiyle, kültür düzeyiyle, tahsil durumuyla da herhangi bir bağlantısı yoktur. Bazı kişiler, bu özelliğin teknik dikkat ile elde edilebileceğini sanırlar; bunun için konuşmalarının edebiyat kurallarına veya güzel söz sanatlarıyla ilgili bazı kitapların öğütlerine olabildiğince uygun olmasına büyük özen gösterirler. Uzun ve sıra dışı cümleler kurduklarında ya da güncel ya da yabancı terimler kullandıklarında konuşmalarının son derece etkili ve süslü olacağına inanırlar. Oysa bunlar, insana hikmetli konuşabilme yeteneği kazandırmaz. Çünkü hikmet ancak imanla, Allah korkusundan kaynaklanan samimiyetle ve Allah'a duyulan teslimiyetle kazanılabilen bir özelliktir.]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmiarastirma.net/index.php?Pg=Detail&Number=7840]]></link>
		</item>
		
</channel>
</rss>