|
Kapak Konusu:
Müslümanların Zorluk Anlarında Güçlenen Tesanüdleri Tarih boyunca peygamberlerin olmadığı dönemlerde, din ahlakını anlatma görevini samimi ve güçlü bir imana sahip olan müminler üstlenmişlerdir. Fakat bu değerli insanlar her dönemde, din ahlakını kendi kurdukları din aleyhtarı ve zalim sisteme bir tehdit olarak gören bazı çevrelerin çeşitli engellemelerine, iftiralarına, sözlü ve fiili saldırılarına maruz kalmışlardır.
Ancak geçmişte de günümüzde de; kötülüğü örgütleyen ve müminlerin tesanüdlerinin bozulması için çaba harcayan bu kişilerin gözardı ettikleri önemli bir gerçek vardır:
Allah'ın rızasını kazanmak için yaşayan Müslümanlar, zorluk anlarında iman etmeyenler gibi ittifaklarını bozup dağılmaz, aksine böyle zamanlarda Allah’ın izniyle daha güçlü kenetlenerek tesanüdlerini artırırlar.
Devamı için tıklayınız.

Ateizmin Çöküşü: İlmi Araştırma Sayı 48 "O, Allah’tır, Kendisi’nden başka Ilah yoktur. Ilkte de, sonda da hamd O’nundur. Hüküm O’nundur ve O’na döndürüleceksiniz." (Kasas Suresi, 70)
Son dönemde bilim ve felsefe alanında yaşanan gelişmeler, ateizmin önlenemez çöküşünün sebeplerindendir. Kuşkusuz ateist dünya görüşünün sarsılması, yerine başka bir dünya görüşünün egemen olması anlamına gelecektir ki, bu Kuran ahlakıdır.
Dünya Tarihinde Bir Dönüm Noktası: Ateizmin Çöküşü
Insanlık tarihinde önemli dönüm noktaları vardır. Şu anda bu dönüm noktalarından birindeyiz. Kimileri bunu globalleşme veya bilgi çağının başlangıcı olarak yorumluyor. Son 20-25 yıldır bilim ve felsefe alanında yaşanan büyük gelişmeler sayesinde, 19. yüzyıldan bu yana bilim ve düşünce dünyasında etkin olan ateizm, önlenemez bir şekilde çöküyor.
Ateizmin asıl yükselişi, 18. yüzyıl Avrupası'ndaki bazı din karşıtı düşünürlerin felsefelerinin yayılmasıyla ve siyasi sonuçlar vermesiyle başladı. Diderot, Baron, Holbach gibi materyalistler, evrenin sonsuzdan beri var olan bir madde yığını olduğunu ve madde dışında bir varlık alemi bulunmadığını öne sürdüler. 19. yüzyılda ateizm daha da yaygınlaştı. Feuerbach, Marx, Engels, Nietzsche, Durkheim, Freud gibi düşünürler, ateist düşünceyi farklı bilim ve felsefe alanlarına uyguladılar.
Devamı için tıklayınız.

İstişare Ahlakı Müslümanlara Neler Kazandırır? Kuran ahlakına göre, müminlerin her konuda birbirleriyle son derece dostane ve samimi bir şekilde bilgi alışverişinde bulunmaları, birbirlerine danışarak, diğer bir deyişle istişare ederek karar almaları esastır. Bu hikmetli davranış; müminlerin o konuya başka açılardan bakmalarını, farklı çözümler üretmelerini ve dolayısıyla en doğru karara varmalarını sağlar. Peygamber Efendimiz (sav)’in değişik yaşlardaki kişilerin fikirlerini sorarak her birinin fikrini dikkate alması, bu konuda da müminler için en güzel örneği oluşturmaktadır.
İstişare Kuran ahlakında önemli bir yere sahip olan, müminin her işinde en hayırlı sonuçlara ulaşmasını sağlayan hikmetli bir davranıştır. Bir mümin, Kuran’ın "... Her bilgi sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır." (Yusuf Suresi, 76) hükmü gereğince, bir konuda ne kadar bilgili olursa olsun, bir başkasının daha da bilgili olabileceğini, daha isabetli karar verebileceğini göz önünde bulundurarak karşı tarafın görüş ve önerilerine açık olur. Çünkü düşünceleri insanın aklına ilham eden Yüce Allah’tır. Farklı kişilere farklı fikirleri ilham etmesi Yüce Allah’ın bir rahmetidir. Bu nedenle mümin karar verilmesi gereken bir durum söz konusu olduğunda, aklına, vicdanına ve samimiyetine güvendiği müminlere danışır; onlarla istişare eder; yani fikir alışverişinde bulunur. Yüce Rabbimiz müminlerin bu özelliğini Kuran’da şöyle bildirmektedir:
" Rablerine icabet edenler, namazı dosdoğru kılanlar, işleri kendi aralarında şura ile olanlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak edenler." (Şura Suresi, 38)
Devamı için tıklayınız.

Firavun'dan Günümüze İnkarcıların Değişmeyen Karakteri Belki ilk duyulduğunda bir an için Firavun karakterinin sadece geçmiş dönemlerde Mısır'da yaşayan yöneticilere has bir karakter olduğu düşünülebilir. Ancak bu karakterdeki insanlarla günlük yaşam içinde sık sık karşılaşılabilmektedir. Yüce Allah, bundan binlerce sene önce Mısır'ın yönetiminde diktatör olarak söz sahibi olan Firavun'un karakterini Kuran’da detaylı olarak bildirmiş ve gaflete düşüp bu ahlak özelliklerini sergilememeleri için müminlere önemli bir örnek kılmıştır.
Rabbimiz’in hidayet rehberi olarak bizlere gönderdiği Yüce Kuran, kıyamete kadar yaşayacak olan tüm insanların doğru yolu bulabileceği kaynaktır. Kuran’ın en mucizevi özelliklerinden biri ise, gönderildiği andan itibaren, sonsuza kadar değişmeyecek ve geçerli olacak tek Hak kitap olmasıdır. Bu nedenle ayetlerle bildirilen insan karakterleri de geçmişten bugüne kadar yaşamış olan bütün medeniyetler ve bütün insanlar için geçerlidir. Bu bilgiler, aynı zamanda ileriki zamanlarda yaşayacak olan tüm nesiller için de geçerli olacaktır. Bu gerçek, Kuran’da "(Bu,) Allah'ın öteden beri sürüp giden sünnetidir. Sen Allah'ın sünnetinde kesinlikle bir değişiklik bulamazsın." (Fetih Suresi, 23) ayetiyle de bildirilmektedir.
Devamı için tıklayınız.

Bediüzzaman Said Nursi: İlmi Araştırma Sayı 48 "Ahirette seni kurtaracak bir eserin olmadığı takdirde, fani dünyada bıraktığın eserlere de kıymet verme." (Mesnevi-i Nuriye, Habbe, 110)
"Şu kısa, fani ömrünü fani şeylere sarf etme ki, fani olmasın. Baki şeylere sarf et ki, baki kalsın" (Mesnevi-i Nuriye, Zerre, 153)
Bediüzzaman’dan Hatırlatmalar
Yaratılışın Delillerini Görmek
Kainatta gördüğümüz tüm güzelliklerin Allah'ın birer mucizesi olduğunu, bu hikmetleri, akıl ve kalp gözüyle değerlendirip, ancak ülfet perdesini kaldırmak suretiyle görebileceğimizi bildiren Bediüzzaman Said Nursi, bir sözünde bunu şöyle açıklamıştır:
Devamı için tıklayınız.

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler
|